|
|
HALK CEPHESİ AÇIKLAMALARI
|
Açıklama 001: Faşistlerin, Sömürücülerin,
İşbirlikçilerin İktidar Kavgası Sürüyor. KENDI
SAVAŞIMIZI YÜKSELTELİM!
Açıklama 002: TÜRKİYE GERÇEĞİ
İŞKENCEDİR, KATLİAMDIR!
Açıklama
003: Polis Dövdü... Hapishane Öldürdü!
Açıklama 004: GAZZEDE
VURULAN, DÜNYA HALKLARIDIR
Açıklama 005: AKP ve Adli
Tıp, Hukuka, Bilime Göre Değil; DEVRİMCİ DÜŞMANLIĞIYLA
Karar Veriyorlar!
Açıklama 006: İSLAMCILAR!
AKPYE OY VEREN MÜSLÜMAN HALKIMIZ!
GÜLER ZEREDEN HABERİNİZ VAR MI?
GÖZLERİNİZ AKP ZULMÜNE KAPALI MI?
Açıklama 007: GÜLER ZERE NEZDİNDE TÜM DİRENENLERE
GÖZDAĞI
YA AF DİLEYİN! YA
ÖLÜMLERDEN ÖLÜM BEĞENİN!
Açıklama 008: KARAR VERİLMİŞTİR
ASLINDA: KANSER HASTASI
GÜLER ZERE'NİN İDAMINA KARAR VERİLMİŞTİR!
Açıklama 009: GÜLER ZERE ÖZGÜR!
Açıklama 010: SAYIN MELİH AŞIK
Açıklama 011: DTPYİ KAPATAN
ANAYASA MAHKEMESİ DEĞİL,
OLİGARŞİK DİKTATÖRLÜKTÜR!
Açıklama 012:LİNÇLERİ BİZZAT ORGANİZE EDEN AKPNİN
POLİSİDİR!
|
Halk
Cephesi
http://www.bagimsizlik-demokrasiicin-halkcephesi.com
Açıklama No: 12 Tarih: 4 Ocak 2010
Bir hafta arayla Edirne ve Erzincan'da
linç saldırısı... Şimdi çok daha açık:
Linçleri bizzat organize
eden
AKP'nin Polisidir
3 Ocak'ta, linç güruhları hareket halindeydi. Edirne'de ve Erzincan'da
polisle işbirliği halinde bağımsızlık için
mücadele eden devrimcilere, vatanseverlere saldırdılar. Aynı
gün, polis Kars'ta da saldırdı. Üç saldırı organize, planlı bir saldırıydı.
Amerikancı faşist AKP iktidarı, ülkemizi adım adım
bir linçler ülkesi haline dönüştürmektedir. Linç
saldırıları, 6 Nisan 2005'den, Trabzon'da TAYAD'lılara
karşı gerçekleştirilen linç saldırısından bu
yana kesintisiz sürmektedir. 4,5 yılda, linç
saldırılarının sayısı 40'ı
aşmıştır.
Bu kadar saldırıya rağmen, bütün linç
saldırılarında saldırganlar, fotoğraflarla, kamera
görüntüleriyle kayıtlı ve belgeli olmasına rağmen, tek
bir linççi yargılanmadı, cezalandırılmadı.
Bir ülkede, 4,5 yıl içinde 40'ı
aşkın linç saldırısı oluyor ve tek bir linççi
yargılanmıyor, cezalandırılmıyorsa, bu, linçlerin
bizzat iktidar tarafından, devlet tarafından sürdürülen bir
politika olduğunu kanıtlamaya yeter. Linçleri hala üç beş
sivil faşistin işi olarak, hala "münferit" olaylar
olarak görenler, hala "vatandaş hassasiyeti" yalanına
inananlar, bu tabloya iyi bakmalıdırlar.
EDİRNE, ERZİNCAN, KARS...
PLANLI, İRADİ, ORGANİZE...
Polis ve linççiler, aynı gün üç ayrı yerde saldırıya
geçtiler.
Gençlik Federasyonu üyesi öğrenciler ve Halk Cephesi üyeleri, 3
Ocak'ta ülkemizin bir çok yerinde, 5 öğrencinin Edirne'de haksız,
hukuksuz, keyfi olarak tutuklanmasını protesto eylemleri
yapacaklardı. Bunu günler öncesinden
açıklamışlardı.
Peki linç güruhu için merkezi karar alan kimlerdir? Kimler onları aynı
gün harekete geçirdi?
Edirne'ye giden Halk Cepheliler, saat 11'de Edirne girişindeki
turnikelerdeydiler. Polis coplarla, biber gazlarıyla
karşıladı onları. Öyle saldırdılar ki, polisin
elindeki biber gazı tükendi.
Halk Cepheliler, meşru ve yasal haklarını kullanmakta
kararlıydılar. Haklarının gasbedilmesi
karşısında oturma eylemi yaptılar. Saat 11'de
başlayan saldırı ve direniş, sürmektedir. Polis, Halk
Cepheliler'e Edirne'ye doğru adım attırmamaktadır.
Edirne girişindeki turnikelerle şehrin arası, 5
kilometreydi. Linç güruhu, Edirne turnikeleriyle şehir arasındaki
kilometrelerce mesafeyi, hiçbir engelle karşılaşmaksızın
aştı ve gelip orada polisin saldırısına
katıldı. Polis, adeta buyur etti linççileri. Coplayarak, biber
gazlarıyla hareketsiz hale getirerek otobüslere doldurduğu Halk Cephelileri,
linççilerin karşısına attı... Aynı şey
Erzincan'da da oldu. Polis tarafından zorla otobüslere bindirilen
Gençlik Federasyonu üyelerine karşı da linç güruhu, polisin
işaretiyle saldırıya geçti. Polis saldırıyı
alenen kışkırttı, organize etti, yönetti.
HER ŞEY ORTADADIR: Linççilere çağrı yapan, linççileri
teşvik eden, linçleri bizzat organize eden AKP'nin polisidir.
Edirne'de ve Erzincan'da linç saldırısının her
aşaması, polisin denetimi ve yönetimi altında olmuştur.
Herkes emin olmalıdır ki, polisin bilgisi ve denetimi
dışında, vatanseverlere, devrimcilere tek bir yumruk
atılmamıştır.
SALDIRANLAR FAŞİSTLER,
SALDIRILANLAR VATANSEVERLER
SALDIRANLAR SERBEST, SALDIRIYA UĞRAYANLARA GÖZALTI
Halk Cephesi'ne karşı Edirne girişine barikat ören Edirne
polisi, linç güruhunu engellemeyi hiç düşünmedi bile. Erzincan'da aynısı
oldu. Bunun sonucunda sivil faşistlerin başını
çektiği linççiler, "devlet güçlerine yardımcı
kuvvetler" olarak polisin yanıbaşında ve onun icazetinde
saldırıya katıldılar.
Bir polis saldırdı, bir linççiler. Polisle linççiler
arasında tam bir işbirliği ve anlaşma vardı.
Bu işbirliği ve anlaşmanın sonucudur ki, linç güruhu
görevini yerine getirdikten sonra, ellerini kollarını sallayarak
çekip gitmişlerdir. Polis, Edirne'de., Erzincan'da
ve Kars'ta yasal, demokratik hakkını kullanmak isteyen devrimcileri,
vatanseverleri gözaltına aldı. Belki Edirne'de 27 Aralık'ta
gerçekleştirilen linç saldırısında olduğu gibi,
tutuklayacaklar da...
HER ŞEY ORTADADIR: Devlet, saldırganların, linççilerin
yanındadır.
LİNÇ, FAŞİZMİN
KANLI YÖNTEMLERİNDEN BİRİDİR
Faşizme hayat veren, faşizmi besleyen, en saldırgan, en
kanlı, en kirli yöntemlerden biridir LİNÇ. Faşizmi besleyen
en kanlı damardır. Yukarıdaki tablo, linçlerin faşizmin
bir politikası olarak uygulandığına ve bu
saldırıların bizzat AKP'nin polisi tarafından organize
edildiğine dair hiçbir kuşkuya yer bırakmamaktadır.
Faşist politikaları milli çıkarlar, faşist terörü de
milliyetçilerin tepkileri gibi sunmak, faşizmin en klasik
yöntemlerinden biridir ve linçlerde de yapılan budur. Linç
saldırıları, hem linçlere kışkırtılan
kesimler için, hem de en geniş kitleler açısından büyük bir
aldatmaca operasyonudur. Linçlerde her şey baş
aşağı çevrilir, aklar kara, karalar ak gösterilir.
LİNÇ SALDIRILARINA KATILANLAR!
AÇIN GÖZÜNÜZÜ!
Biz "Amerika Defol" diyoruz. Siz bize saldırıyorsunuz.
Biz ülkemizin bağımsızlığı için mücadele
ediyoruz. Siz bize saldırıyorsunuz?
Bir düşünün, siz kime hizmet ediyorsunuz?
Bu ülkede vatanseverlerin sesinin bastırılması, kime hizmet
eder?
Linççiler, biraz düşünün; göreceksiniz ki, Amerika'nın
hizmetindesiniz.
Amerikancı, işbirlikçi, faşist, şovenist kesimler
tarafından aldatılıyor ve kullanılıyorsunuz.
Erzincan'da polis Gençlik Derneği üyelerini gözaltına alarak ve
zorla eylemi yaptıkları yerden uzaklaştırdıktan
sonra, linççiler, eylemden kalan dövizleri, pankartları yakıyor.
Peki ne yazıyordu o dövizlerde? O dövizlerde "ABD Defol, Bu Vatan
Bizim" yazıyordu.
"Burası Edirne, burada hain yok" diye slogan
atılıyor Edirne'de. Edirneliler, "hain" diye
yanlış kişileri belletmişler size, yanlış
hedefe saldırıyorsunuz. Bu büyük bir aldatmacadır, büyük bir
oyundur.
Bu ülkede çok vatan haini var ve onlar, iktidardadırlar, suyun
başını tutanlardır. AKP'sinden CHP'sine MHP'sine kadar
tüm düzen partileridir. Genelkurmaydır. Polistir. MİT'tir.
Bunlar, emperyalizmin ülkemizdeki çıkarlarının bekçileridir.
Eğer Edirne'de ve ülkemizde hainlere yer yok diyorsanız,
işte vatan hainleri.
IMF'yle anlaşma yapanlar, Halk Cepheliler değil, bunlardır.
Amerika adına savaşsın diye Afganistan'a asker gönderenler,
Halk Cepheliler değil, bunlardır.
İncirlik üssünü işgalci işkenceci Yankee'lere açan, Halk
Cepheliler değil, bunlardır.
Ülkemizin yer altı ve yer üstü kaynaklarını emperyalistlere
peşkeş çekenler, Halk Cepheliler değil, bunlardır.
Linççileri bize saldırtanlar, milliyetçilik örtüsü altında
Amerikancı, işbirlikçi politikalarını gizlemek
isteyenlerdir. Tekrar soruyoruz, kim hain? Halk Cephelilere saldırarak
KİME HİZMET EDİYORSUNUZ?
DEVRİMCİ, DEMOKRAT,
İLERİCİ, VATANSEVER GÜÇLERE
ÇAĞRIMIZDIR!
Edirne'de, Erzincan'da 3 Ocak günü yaşananlar,
"vatandaşların tepkisi" değildir. Bu,
"halkın" göstericilere saldırısı
değildir. Bu, "iki grup arasında çatışma"
değildir.
Bu bir LİNÇ saldırısıdır. Saldıranlar, halk
değil, bizzat kontrgerillanın yönlendirdiği ve sivil
faşistlerin başını çektiği bir güruhtur.
Kışkırtılmış,
kandırılmış, aldatılmış sıradan
insanların katılmış olması, o
kalabalığı ne "vatandaşlar" yapar, ne de
"halk".
Saldıranlar, farkında olsunlar veya olmasınlar, Amerikan
emperyalizminin uşaklarıdır. Çünkü Amerikan emperyalizmine
karşı mücadele edenlere saldırmaktadırlar. Linç edilmek
istenen, emperyalizme karşı "Bağımsız
Türkiye"yi savunanlardır.
Amerikancı AKP iktidarı, halkımızın emperyalizme
karşı mücadelesinin yükselmesinden rahatsızdır. Bunun
için saldırıyor.
AKP iktidarının hiçbir eleştiriye, muhalefete, direnişe
tahammülü yoktur; bunun için saldırıyor.
Faşizm bu damardan daha fazla kan akıtmadan, bu oyunu
bozmalıyız. Linç saldırılarının
karşısına açıkça ve cüretle çıkmalıyız.
Devrimci, demokrat, ilerici güçlerin bugüne kadar linçler
karşısında iyi bir sınav verdiği söylenemez.
Faşizmin bu yönteminin karşısına birlikte bir güç
olarak çıkılamamıştır. Ancak çıkılmalıdır.
Linç saldırıları, kime yönelmiş olursa olsun, tüm ilerici,
devrimci, demokrat, vatansever güçlere yöneliktir.
Linç politikasına karşı, birincisi; herkes, kendi
cephesinden, kendi anlayışıyla mutlaka linçlere
karşı bir tavır geliştirmeli, ikincisi, tüm ilerici,
devrimci, demokrat, vatansever güçlerin linçlere karşı birlikte
mücadelesini sağlamalıyız.
SİNMEYECEĞİZ,
YILMAYACAĞIZ, YİNE MEYDANLARDA OLACAĞIZ
AMERİKA DEFOL DİYE HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Demokratik, vatansever bir talep için imza toplamak bu ülkede yasal bir hak
değil mi?.. Basın açıklaması yapmak, yasal bir hak
değil mi?.. AKP iktidarı ve Edirne
Polisi'nin görevi, insanların bu demokratik hakkını
kullanmasını sağlamaktır. Fakat linççilerle birlikte bu
hakkı yok eden AKP ve onun polisidir.
Herkes bilsin; AKP iktidarı bilsin, AKP'nin polisi bilsin.
Dostlarımız ve düşmanlarımız bilsin. Yasal ve
meşru haklarımızı kullanmakta ısrar edeceğiz.
Meydanlara çıkmakta ısrar edeceğiz. Anti-emperyalist
mücadele bayrağını dalgalandırmakta ısrar
edeceğiz.
Biz değil, linççiler terkedecek meydanları!
Halk Cephesi
|
AKP iktidarı halka ve
devrimcilere karşı açık
bir saldırı uyguluyor. Saldırının yasal dayanağının olup olmaması önemli değildir.
Önemli olan saldırının kime
karşı ve ne amaçla yapıldığıdır.
Yaygınlaşan baskılar halka ve devrimcilere yöneliktir
ve amacı da çok açıktır: halkı
ve devrimcileri sindirmek,
susturmak. AKP hiçbir muhalif ses istemiyor.
Ne adına? Neden? Emperyalizm ve oligarşi
adına, onun çıkarları için saldırıyor.
Emperyalizm ve
oligarşinin çıkarları halkın daha fazla sömürülmesini gerektiriyor.
Sömürü demek açlık, yoksulluk, işsizlik demek. İnsanca yaşama ve çalışma koşullarının olmaması demek.
Ölüm demek sömürü. Adına
doğal afet dedikleri halkın yaşamının tehlikede olması
demek. Yozlaşma ve dejenerasyon demek. Değer yitimi demek.
Beslenme, barınma,
eğitim, sağlık gibi temel haklardan yoksun olmak demek.
Çünkü emperyalistler ve oligarşi her
şeye daha fazla kar hırsıyla bakarlar.
Ve koşullar halk için her geçen gün daha da zorlaştırılır. Çünkü emperyalizm
ve oligarşi doymak bilmez. Ve
bilirler ki sömürü karşısında
halkın öfkesi, kini de artar.
Tepkileri birikir. Düzene yönelecek tepkiler çıkarlarını
da düzenlerini de tehlikeye sokar. Bunu bildikleri içindir
ki baskı ve zulüm politikasını
devreye sokarlar. Bundandır ki
sömürünün olduğu yerde
zulüm kaçınılmazdır.
Bugün çok yönlü saldırıların şu veya bu kesimler üzerinde yoğunlaşmış
olması yanıltıcı
olmamalıdır. Çünkü saldırı fiziki bir
saldırı olmanın ötesindedir. İktidarın saldırılarını böyle
değerlendirmek saldırıların
özünü, kapsamını kavramamaktır.
Saldırı herkesedir, tüm halkadır.
Saldırı hak ve özgürlüklerimizedir. Kültürümüze, değerlerimize, ulusal onurumuzadır. Saldırı bağımsızlığımızadır. Emeğimize, ekmeğimize, hakkımız olana ve geleceğimizedir... İrademiz hiçe
sayılıyor. Ekonomik ve siyasal
politikalarda halkın hiçbir belirleyiciliği yoktur.
Emperyalistler, oligarşi
ve onların şahsında
AKP için halk güdülecek bir
sürüdür. Ayak takımıdır. İradesi hiçe sayılan, politikalarda hiçbir belirleyiciliği,
söz hakkı olmayan; hak ve özgürlüklerden yararlanamayan, hak ve özgürlük talebi
terörizm olarak damgalanan; hakkını istediği için gözünü toprak doyursun denilen; her soygunda, talanda,
yağmada fedakarlık istenen; ülkemizin ve zenginliklerinin
emperyalist tekellere peşkeş
çekilmesi milli menfaatler
yalanıyla gizlenerek aldatılan
halk hergün saldırıyla karşı
karşıyadır.
Herşeyden önce bu saldırılara karşı örgütlü
tarzda mücadele eden, saldırılara karşı durmaya çalışan
devrimciler olduğu için elbette öncelikle
iktidarın saldırılarına maruz kalan devrimciler olmaktadır. Devrimciler
iktidar için halka kötü örnek olmaktadır. Bunun için
iktidarlar bütün şiddetleriyle
devrimcileri susturmaya çalışırlar. İstedikleri hiçbir muhalif, aykırı sesin çıkmadığı,
düzene alternatif bir politika ve düşüncenin dile getirilmediği
bir ülke tablosudur. Böyle bir ülkeyi kolayca yöneteceklerdir. Deyim yerindeyse
istedikleri gibi at oynatmış olacaklardır.
Halk Cephesi yaşadığımız tüm sorunların
kaynağını emperyalizmde görür. Emperyalizm ve onların
işbirlikçisi oligarşi, halkın yaşadığı ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel vb tüm sorunların nedenidir.
Sorunlarımızın nedeni bunlarsa çözümü de
açıktır: emperyalistlerden ve
oligarşiden kurtulmak. Ülkemiz bağımsız, demokratik olmadığı için bu sorunları yaşıyoruz. Örgütlenmediğimizde,
birleşmediğimizde ve mücadele etmediğimizde daha çok
zulüm edecekler, hak ve özgürlüklerimizi yok edeceklerdir. Hiç bir hak bedelsiz kazanılmaz. Bu bizim tercihimiz değil ülkemiz gerçekliğidir. Yaşadığımız ülke gerçekliği bu söylediğimizi her
gün bir kez daha kanıtlıyor.
Ve yine kanıtlıyor ki, halk güçleri birleşmediğinde, halk
örgütlenmediğinde saldırılarda pervasızlaşacaklardır.
Halk Cephesi, hak ve özgürlükler mücadelesinden yanadır ve bu mücadelenin sesidir... Halk Cephesi, hangi sınıf, tabaka, kişi
zulme uğrarsa onun yanında
olur... Halk Cephesi, emperyalizmin zulmü ve işgaline
karşıdır. Bağımsızlıktan ve
halk demokrasisinden yanadır... Halk Cephesi, işçilerin,
köylülerin, kadınların, gençlerin, tüm halkın demokrasi
talepleriyle ilgilenir.
Kapitalizm bir sömürü ve soygun düzenidir.
Kapitalizmin tek alternatifi sosyalizmdir. Halk Cephesi
bağımsız, demokratik, sosyalist Türkiyeyi savunur.
|