Halk Cephesi
http://www.bagimsizlik-demokrasiicin-halkcephesi.com
![]()
Açıklama No: 3 Tarih: 10 Ekim 2008
Yürüyüş Dergisini Dağıttığı İçin Tutuklanan ENGİN
CEBER, Hapishanede Katledildi
• Dergi dağıtanların sokak ortasında kurşunlandığı,
hapishanelerde öldürüldüğü ülke Türkiye!
• Polisin yarım bıraktığını Metris Hapishanesi
tamamladı.
• Yasal bir dergiye yapılanlara bakın:
TOPLATILDI... KAPATILDI... İNTERNET SİTESİ
KAPATILDI... DAĞITIMCILARI SOKAK ORTASINDA VURULUP FELÇ EDİLDİ...
YETMEDİ; ÖLDÜRÜN BUYURDULAR, ÖLDÜRÜN;
ENGİN CEBER KATLEDİLDİ!
İstanbul Sarıyer'de Yürüyüş dergisinin tanıtımını yaparken
gözaltına alınıp tutuklanan Engin Ceber, tutuklu bulunduğu Metris hapishanesinde
dövülerek KATLEDİLDİ.
28 Eylülde İstinye’de gözaltına alınan Engin Ceber, Cihan
Gün, Aysu Baykal ve Özgür Karakaya’ya, hem İstinye Polis Merkezi’nde, hem de
Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’nde işkence yapıldı; ardından Metris hapishanesine
gönderilen tutuklulara karşı baskı ve işkenceler burada da devam etti.
Engin Ceber, Metris’te önce tek kişilik bir hücreye konuldu.
Sabah akşam su dökülüp ıslatıldı. Tahta sopalarla dövüldü. Bayram günleri
boyunca devam etti bu zulüm. AKP iktidarı, bayram gezmelerinde “Ramazan
bayramını” kutlarken, AKP’nin polisi, gardiyanı, ellerindeki tutuklulara
işkence yapıyordu.
Engin Ceber, işkenceler sonucunda beyin kanaması geçirerek,
kaldırıldığı hastanede 8 Ekim günü son nefesini verdi.
Neydi Engin’in suçu? Ve hangi suç işkence yapılmasını
“haklı” kılabilir?
Buradan ilan ediyoruz: AKP İŞKENCECİ BİR İKTİDARDIR!
İşkencede katledilenlerin tabutları ortadayken, AKP’nin işkenceciliğine başka
kanıt gerekmez!
Basın özgürlüğü konusundaki riyakarlığa son!
Ülkemizin yasalarına göre, “basın özgürlüğü” var; fakat devrimci
basına karşı, adeta kesintisiz bir şekilde toplatma, el koyma, yayın durdurma
kararları çıkarılabilir.
Ülkemizde basın özgürdür; fakat devrimci basın emekçileri
kurşunlanabilir.
İhtimallerden söz etmiyoruz; bunlar yaşadıklarımızdır.
Hayali bir ülkeden de söz etmiyoruz; anlattığımız
Türkiye’dir; ülkemizdir.
ÜLKEMİZ olduğu için de; değişsin istiyoruz bu baskı, bu
zulüm düzeni. Bunun için dergiler çıkarıyoruz, bunun için dernekler kuruyoruz,
bunun için örgütleniyor, mücadele ediyoruz. Bu aşağılık düzenin sahipleri ise,
düzenlerini yaşatmak için Engin Ceberler’i öldürüyorlar.
Bir gazete dağıtımcısı katlediliyor; günlerce basın
özgürlüğü diye ortalığı birbirine katan basın yayın organları, bu cinayetin
haberini bile yapmıyorlar. "Basın özgürlüğü” sadece Aydın Doğan için,
sadece AKP yalakası basın için mi var?
Felç edilmiş Ferhat Gerçek’in mahkum edildiği tekerlekli
sandalye ve dövülerek öldürülmüş Engin Ceber’in içine konulduğu tabut;
ülkemizdeki basın özgürlüğünün resmidir. İşte bu tablo, AKP iktidarıyla Doğan
Medya arasında sürdürülen “basın özgürlüğü” tartışmasının ne kadar riyakarca
bir tartışma olduğunu gösteriyor.
Engin Ceber’in katledilmesi,
halktan yana, devrimci, ilerici basına saldırıdır.
7 Ekim 2007’de de Yürüyüş Dergisi dağıtan Ferhat
Gerçek sokak ortasında sırtından vurulmuştu, tam bir yıl sonra, Engin Ceber,
dergi dağıtımından gözaltına alınıp 8 Ekim 2008’de katlediliyor. Devrimci
basın, gerçekleri yazmakta, halka ulaştırmakta, halkın ve kavganın sesi olmakta
kararlıdır. El koymalara, yayın durdurmalara rağmen gerçek yatağını bulup halka
ulaşmaya devam ediyor. İşte buna tahammülsüzdür faşist polis ve iktidar.
Binlerce devrimci derginin İstanbul’un yoksul gecekondularından İzmir’in,
Ankara’nın gecekondularından Malatya’ya, Kars’a kadar yayılmasına
tahammülsüzdürler. Dergi dağıtanlara karşı saldırganlığın altındaki ana
sebeplerden biri budur.
Kuşku yok ki, Engin Ceber’in katledilmesini sadece basın
özgürlüğü sınırları içinde de göremeyiz. Sorun sadece basın özgürlüğü meselesi
değil, bütün haklar ve özgürlükler üzerine bir meseledir. Bozuk düzende sağlam
çark olmaz; Basın özgürlüğü konusundaki riyakarlık, gerçekte tüm haklar ve
özgürlükler için geçerlidir.
Böyle olduğu içindir ki, bizim mücadelemiz tüm hak ve
özgürlükleri kapsayan bir mücadeledir. Bize karşı sistemli şekilde uygulanan
terörün nedeni de budur.
Engin Ceber’in katledilmesi, devrimci mücadeleye bir
saldırıdır.
Engin Ceber’in katledilmesi, tüm halka yöneltilmiş bir
saldırı ve gözdağıdır.
İşkencecilerin, katliamcıların adeta sınırsız işkence yapma,
katletme özgürlüğünün olduğu bu ülkede, polis, asker hala yeni yetkiler
istiyor. Daha ne yapacaksınız?
Bu topraklardan bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için
mücadeleyi silmek istiyorlar.
Ama bunu bugüne kadar başaramadılar, bundan sonra da
başaramayacaklar.
Ülkemizin dört bir yanındaki mezarlıklarda Engin Ceber gibi
sayısız devrimci, ilerici, vatansever yatmaktadır. Mücadelemiz buna rağmen
sürüyor ve sürecek.
Engin Ceberler hep varolacak!
ENGİN CEBER:
Düzenin içinden gelmiş, arınıp devrimcileşmiş ve başka
insanları
düzenin bataklığından kurtarmak için mücadeleye atılmış bir
emekçi!
Engin Ceber, 5 Mayıs 1979, İstanbul Kadıköy doğumludur.
Yani, polis ve hapishane gardiyanları tarafından dövülerek öldürüldüğünde 29
yaşındaydı Engin.
Anadili Kürtçeydi, Ortaokul mezunuydu. Fabrikalarda işçilik,
pazarlarda seyyar satıcılık, marangozluk.. hemen her türlü işte çalışan bir
emekçiydi o.
Bir arkadaşıyla birlikte 2001 yılında Küçükarmutlu’ya ölüm
orucu direnişçilerini ziyarete gittiğinde tanıştı devrimcilerle. Ve daha o an
verdi kararını. “Sempati duymama neden olan ölüm oruçları ve de böyle bir
hayatla ilk kez karşılaşmış olmamdı.” diyordu.
Onun bu hayattan neden bu kadar etkilendiğini tam
anlayabilmeniz için şunu da bilmelisiniz ki, öncesinde, evden kaçan, her türlü
yoz kültürden etkilenmiş, esrar içen ve satan biridir Engin. Yakın arkadaşları
da aynı durumdaki kişilerdir.
Devrimcilik, işte oradan çekip almıştır Engin’i ve
yozlaşmaya karşı mücadele eden, gerçeğin, adaletin namusun kavgasını veren bir
dergiyi dağıtan biri haline getirmiştir.
Bu ülkenin gençlerine kimin ne verebileceğini ve
kimin gençliği nasıl görmek istediğini bu örneğe bakarak herkes görebilir.
Düzenin yozlaştırdığı bir genç; o genç, devrimcilerle
tanışıyor, kendini yeniden yaratıyor, onuruyla, gururuyla, adaletiyle,
namusuyla, dürüstlüğüyle yaşayan yepyeni bin insan oluyor; ve işte tam o
noktada devlet onu önce tutukluyor, sonra onunla yetinmeyip katlediyor.
Devrimci olduktan sonra Gebze’de, çalıştığı başka yerlerde
mücadeleye katkıda bulunmaya çalıştı. Bir süre Gebze Temel Haklar ve
Özgürlükler Derneği Başkanlığı yaptı.
İlk olarak 2004’te polisin komploları sonucunda gözaltına
alınıp tutuklandı. 3 Ay tutuklu kaldı... 7 Aralık 2006’da yozlaşmaya karşı
mücadele nedeniyle demokratik kurumlara karşı yapılan operasyonda gözaltına
alınarak tekrar tutuklandı. Tutuklandıktan sonra F tiplerinin hücrelerine
konuldu. Bu davadan 2 Eylül’de tahliye edilmişti.
Tahliye edildikten sonraki sohbetlerinde “Bundan sonraki
hayatımda kavgamızın içinde, örgütlülüğün ailemizin içinde olarak mücadele
etmek istiyorum.” diyordu.
Halkına karşı yükümlülüklerini daha iyi yerine getirebilmek
için “eksiklerimi mücadele ederek çözeceğim” diyordu. Onun kaygısı buyken, bir
yerlerde onu ve onun gibileri nasıl sindireceklerinin planlarını yapıyorlardı.
-Engin Ceber’in Katilleri Derhal Tutuklanmalıdır!
-Engin Ceber’e işkence yapan polisler, Metris Hapishanesi
müdürü, gardiyanları tutuklanmalıdır!
- İstanbul Emniyet Müdürü, İstanbul Valisi görevden
alınmalıdır!
KİMSE, HİÇBİR İKTİDAR, YAPARIZ, YANIMIZA KAR KALIR DİYE
DÜŞÜNMESİN.
ENGİN CEBERLER’İ UNUTMAYACAK, MÜCADELEMİZDE YAŞATACAĞIZ!
EMİNİZ Kİ, HALKA KARŞI İŞLENEN TÜM SUÇLARIN HESABI BİRGÜN
VERİLECEKTİR!