Halk Cephesi

http://www.bagimsizlik-demokrasiicin-halkcephesi.com

 

Açıklama No: 5                Tarih: 19 Temmuz 2009

 

AKP ve Adli Tıp, Hukuka, Bilime Göre Değil;

DEVRİMCİ DÜŞMANLIĞIYLA

Karar Veriyorlar

 

¨   Adli Tıp, kanser hastalığının 4. aşamasında olan, ağız kanseri olduğu için damağı alınan ve bu nedenle hapishanede tedavi bir yana, “beslenme” koşulları bile olmayan Zere için “hapishanede yatabilir” kararı verdi!

¨   Kendi yasalarını çiğneyen yöneticiler, yetkililer suçludur.

   Kendi yasalarını çiğneyerek kararlar veren bir sistem, gayri-meşrudur.

 

Kendi çıkardığı yasalara uymak, herhangi bir devletin meşruluğu için tarihsel ve siyasal şartlardan biridir. Kendi yasalarını uygulamak, herhangi bir sistemi meşru kılmaya yetmez, ama kendi yasalarını uygulamamak, o sistemi gayri-meşru hale getirmeye yeter.

 

DEVLET KENDİ YASALARINI UYGULAMIYOR!

Oligarşinin sömürü ve zulüm düzeni, gayri-meşrudur. Çünkü genellikle kendi yasalarını dahi uygulamaz. Oligarşinin yasalarında “işkence yapmak suç”tur. Ama bilinir ki, ülkemizde işkenceciler ceza almaz. Oligarşinin yasalarında devletin, hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlülerin can güvenliğinden sorumlu olduğu yazılıdır. Bilinir ki, onlarca tutuklu ölür, öldürülür, can güvenlikleri yok edilir ve kimse bundan sorumlu tutulmaz. Oligarşinin yasalarına göre, devletin “yasadışı” bir işi, eylemi olamaz. Ama bu ülkede devlet kendi yasalarını çiğneyerek kontrgerilla örgütlenmeleri oluşturmuş, devlet “rutin dışına” çıkmış, binlerce infaz, kaybetme, faili meçhul gerçekleştirmiştir Bilinir ki, bunlardan dolayı da kimse cezaya çarptırılmamıştır. İşte bütün bunlar, oligarşik iktidarları gayri-meşru kılar.

Güler Zere’yle ilgili Adli Tıp’ın verdiği karar da, böyle bir karardır. 

Oligarşinin yasaları, “hapishane koşullarında tedavisi mümkün olmayan tutuklu ve hükümlülerin cezasının infazının ertelenmesini” öngörür.

Devlet, buna uygun davranmayarak, kendi yasalarını çiğnemektedir.

 

ADLİ TIP’IN KARARI TIBBİ VE HUKUKİ DEĞİLDİR!

İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi, kanser hastası devrimci tutsak Güler Zere hakkında, “hapishanede infazına devam edilmesinin uygun olduğuna” oybirliği ile karar verdi.

Zere’nin durumunun tıbbi açıdan ayrıntılarına girmeyeceğiz burada. Ama şu tıbbi raporlar, onun kanser hastalığının sondan önceki aşamasında olduğunu gösteriyor. Hapishane koşullarında yaşamını uzatacak bir iyileşme ihtimali hiç yok. Tahliye edilmesi halinde ise bu ihtimal en azından yüzde 30 düzeyinde mevcut. Güler Zere hakkında, daha önce verilen tıbbi raporlar da “tedavisinin hapishane koşullarında yapılamayacağını, iyileşinceye kadar hapis cezasının infazının ertelenmesinin uygun olacağını” söylüyor.

Adli Tıp’ın elinde başka bir tıbbi veri yok. Çünkü Adana İstanbul arasında 28 saatlik bir işkence yolculuğu yaptırılmış olmasına rağmen, İstanbul Adli Tıp’ın Zere’yi muayene etmesi sadece ve sadece 5 dakika sürmüştür. Peki öyleyse Adli Tıp, bu kararı nasıl, neye göre verdi?

Bu kararı hukukla açıklamak mümkün değildir. Bu kararı bilimle açıklamak mümkün değildir. Bu kararın tek açıklaması, Adli Tıp yönetiminin, onları oraya atayan AKP iktidarının devrimci düşmanlığıdır. Anti-komünistliğidir.   

 

İŞKENCECİLERE, KONTRGERİLLACILARA HİMAYE, DEVRİMCİLERE DÜŞMANLIK!

Adli Tıp, işkencecilerin, kontrgerillacıların, sapıkların, tecavüzcülerin dostudur. Onların hamisidir. Onlar için verdiği himaye kararları da hukuka bilime göre verilmiş kararlar değildir. Yani, Adli Tıp, her durumda, hukuku, bilimi kaale almayan bir kurumdur.

Bu kurumun başındaki Haluk İnce ve Nur Birgen gibi kişilerin öncelikli sıfatları, doktorlukları değil, faşistlikleri, anti-komünistlikleri, devlet savunuculuğudur. Onlar önce doktor değil, önce faşisttirler. Önce adaletin değil, önce devletin hizmetindedirler. Hatırlanacaktır, oligarşinin hukukçuları bir süre önce “devletin çıkarlarıyla hukuk karşı karşıya geldiğinde, bizim içi devlet önce gelir” diyorlardı. Adli Tıp’taki faşist kadrolaşma, bu mantığın doktorlar içindeki temsilcilerinden oluşmaktadır. Onlar için de bilimden, tıptan önce, “devlet” gelmektedir.

Güler Zere’yi tahliye etmemelerinin nedeni budur.

Güler Zere devrimcidir. Emperyalizme ve oligarşiye karşı, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde yeralmıştır. Oligarşi, onu yargılarken de, hapishanede tecrit altında tutarken de, ve şimdi kanserle mücadele ederken tahliye etmezken de, ondan intikam alma, mücadele eden herkes için “ibret oluşturma” düşüncesiyle hareket etmektedir.  

JİTEM şeflerinden Arif Doğan, Orgeneral Şener Eruygur, Orgeneral Hurşit Tolon, İP Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever, Prof. Dr. Erol Manisalı, Rektör Mustafa Yurtkuran; isimlerini saydıklarımız, Ergenekon Davası’nın sanıkları arasındaydılar. Tutukluydular. Yakın zamanda “sağlık nedenleri”yle tahliye edildiler. Hiçbiri Güler Zere gibi ağır hasta değildi. Ama AKP iktidarı ve düzenin diğer hukuki, tıbbi kurumları, onları tahliye etti. Çünkü onlar, sisteme “büyük hizmetleri” olmuş kişilerdir. AKP iktidarıyla Ergenekon davasındaki kontrgerilla şefleri, birbirlerini yiyor gibi görünseler de, onlar aslında müttefiktir ve aynı saftadırlar.

AKP’nin bir yandan “darbe karşıtlığı” şovları yaparken, bir yandan Kenan Evren’i Çankaya’da ağırlaması örneğinde olduğu gibi, birbirlerini korur ve kollarlar.

Bu mücadele, oligarşiyle halk arasında sürüyor.

Oligarşiyle halk arasındaki mücadelenin bir yanı da adalet mücadelesidir. 

Güler Zere’nin babası tek bir soru soruyor: “O yasaları kendiniz yaptınız. Uygulamayacaksanız niye yaptınız?” Faşizmin bu soruya verecek cevabı yoktur.

Adli Tıp’ın kararının anlamı açıktır: Ölsünler, hem de acı çekerek ölsünler. Yanlarında tek bir yoldaşları, yakınları olmadan “TECRİT ALTINDA” ölsünler!

Ölürüz. Tek başımıza da ölürüz. İşkence altında, tecrit altında çok öldürüldük. Ama, merhamet dilemedik. Gülerler’e aman dilettireceklerini sananlar, hep yanıldılar ve yine yanılacaklar.

Merhamet değil, adalet istiyoruz!

Diyoruz ki, kendi yasalarınıza uyun. Yasaları çiğnemek madem ki suçtur, o halde SUÇLUSUNUZ! Kendi yasalarınıza uymadığınız her gün suç işlemeye devam ediyorsunuz. Güler Zere’yi tedavisi için tahliye etmediğiniz her gün suç işliyorsunuz. 

Kendi yasalarına uymayan bir düzene karşı, her türlü direnme ve hesap sorma meşrudur.

Diyoruz ki, kendi yasalarınıza uyun: GÜLER ZERE’YE ÖZGÜRLÜK!

Talebimiz, haklı ve meşrudur: GÜLER ZERE’YE ÖZGÜRLÜK!

 

Halk Cephesi