Halk Cephesi

http://www.bagimsizlik-demokrasiicin-halkcephesi.com

 


Açıklama No: 8                Tarih: 17 Ekim 2009

 

 

 

 

 

5 Temmuz'dan bugüne kadar geçen 105 günde
verilemeyen karar!

KARAR VERİLMİŞTİR ASLINDA: KANSER HASTASI
GÜLER ZERE'NİN İDAMINA KARAR VERİLMİŞTİR!

Oyalama yok, ‘bürokratik ihmal’ yok; imha politikası var!

Amerikancı faşist AKP iktidarı, merhamet
dilemeyen Güler Zere’yi katlediyor!

Kanser hastası devrimci tutsak Güler Zere, 12 Ekim günü üçüncü kez ameliyat oldu. Artık durumu daha ağır, ölüme daha yakın.

Dört duvar arasına hapsedilmiş, eli kolu bağlı bir insanın tedavisini engelleyerek gün gün, parça parça öldürmek, İŞKENCE’den başka nedir?

7 aydır, böyle bir işkence sürüyor Adana’daki Balcalı Hastahanesi’nin "mahkum hücresi"nde.

Tedavisinin gerektiği gibi yapılabilmesi için infazının bir süreliğine ertelenmesi talebi, AKP iktidarı tarafından reddedildi ve reddedilmeye devam ediliyor.

Neden böyle?

Bir oyalama mı var? Bürokratik mekanizmalardaki tıkanıklıklardan mı kaynaklanıyor?

Hayır! Bu, apaçık bir imha politikasıdır.

19 Temmuz tarihli 5 No’lu açıklamamızda şunu söylemiştik: "AKP ve Adli Tıp, Hukuka, Bilime Göre Değil; DEVRİMCİ DÜŞMANLIĞIYLA Karar Veriyorlar."

Bunları söylemimizin üzerinden 3 ay geçti. AKP merhamet dilemeyen Güler Zere’yi açıkça ve pervasızca gün gün katlediyor ve bunun devrimcilere düşmanlıktan başka bir adı yoktur.

Güler Zere, 7 ay içinde 3 kez ameliyat edildi. Doktorları kanserli hücrelerin agresif (hızla) yayıldığını belirttiler. İktidarın kendi yasalarını çiğneyerek, Güler Zere’nin tedavisi için tahliyesini engellemesi, Zere’nin durumunun bu kadar kısa sürede bu kadar ağırlaşmasına neden olmuştur. Bu, istedikleri, planlı olarak yarattıkları bir sonuçtur; bu bir katletme sürecidir.


Aşağıdaki tablo, sadece bürokrasinin eseri olabilir mi?

5 Temmuz 2009’dan bu yana geçen 105 günde, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’nun Güler Zere hakkında karar vermesi bekleniyor.

Adli Tıp Kurumu, 27 Ağustos 2009’da, karar vermek için toplandı.

Evraklar eksikti. Ama bir eksik(!) daha vardı: Kanser hastası Güler Zere’yle ilgili karar veren kurulda bir kanser uzmanı (onkolog) yoktu.

27 Ağustos’taki toplantısının ardından "Gerekli yazışmayı yaparak eksik evrakları tamamlama" kararı alındığını açıkladı Adli Tıp.

10 Eylül 2009’da toplanan Adli Tıp Genel kurulunda Güler Zere’ye ilişkin yine karar verilmedi. Çünkü, "evraklar eksik"ti yine.

10 Eylül’ün üzerinden de yaklaşık kırk gün geçti.

Geçen hafta açığa çıktı ki, Adli Tıp, ne Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastahanesi'nden, ne Elbistan Savcılığı'ndan, ne Karataş Savcılığı'ndan herhangi bir evrak istememişti.

Herşey çok açıktır. 105 gün geçiyor ve bir karar verilemiyor! Hiçbir bürokratik kurum, arkasında iktidarın açık desteği olmaksızın bu pervasızlığı sergileyemez. Adli Tıp’ın arkasında, AKP iktidarının devrimci düşmanlığı ve katletme politikası vardır.

Pervasızlık, oyalamaca, bürokrasi çarklarının durdurulması, cüretini buradan almaktadır


AKP Riyakarlığı, Katliamcılığının Örtüsüdür
Örtüyü kaldırın, altından dokuz yılda, 306 tutsak ölüsü çıkar!
Ölüme terkedilen onlarca hasta tutsak çıkar!


Güler Zere’nin durumu gün gün ağırlaşmaktadır. Havasız, güneş ışığı girmeyen, ışıkların 24 saat zorunlu olarak açık tutulduğu koşullarda, ama en önemlisi TECRİT altında sağlığı hızla bozulmaktadır. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Güler Zere için "o bizim kızımız" demesi riyakarlığının arkasında işte böyle bir zulüm var. Güler Zere’yi sahiplenir gözükürken, katletmek için her şeyi yapıyorlar.

Bu, tıpkı, AKP’nin Gazze’de Filistinli çocukları sahiplenir gözükürken, kendi ülkesinin çocuklarını katletmesi, yüzlercesini tutuklayıp hapsetmesindeki riyakarlık gibidir... Bu, tıpkı, İsrail’deki Filistinli tutsakları kendine dert ediniyor görünen AKP’nin kendi ülkesinin hapishanelerinden durmaksızın tabutlar çıkaran bir politika izlemesindeki riyakarlık gibidir...

Güler Zere ile ilgili alınan kararların tümünde AKP İktidarının iradesi vardır. Teslim alamadıkları devrimci tutsakları, hastahane hücrelerinde katletmektedir. İflah olmaz anti-komünizmleriyle, iflah olmaz faşist devlet savunuculuklarıyla, devrimcilere karşı öylesine düşmandırlar ki, kendi yasalarını çiğniyorlar. Hastahanede Güler Zere’den doku örneği almaya gelen Onkoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Melek Erkişi, Güler Zere'ye "Sen dışarıda olsaydın kaç kişiyi öldürecektin" diyor. Bu, AKP’nin zihniyetidir. Oligarşik devletin zihniyetidir. Devlette, AKP iktidarında, devletin kurumlarında böyle bir zihniyet hakim olduğu içindir ki, zalimler için aciz ve zavallı bir politika olan hasta tutsakları katletme politikası uygulanmaktadır.

Güler Zere Balcalı’da bunlarla kuşatılmıştır.


İktidarın katletme politikasına karşı gücümüzü büyütelim,
mücadelemizi yükseltelim!


Ortada tedavi yoktur.

AKP iktidarı, Güler Zere ve devrimci yurtsever hasta tutsakları, "yok edilmesi gereken düşmanlar" olarak görmektedir. Saldırılarının tümü planlıdır. 105 gün boyunca gerekçeler bulup karar vermemede, oyalama değil, bilinçli katletme vardır.

İşte bu noktada tüm devrimci, ilerici, demokrat, vatansever güçler, devrimci yurtsever tutsakları açıkça ve cüretle sahiplenme tavrıyla çıkmalıyız iktidarın karşısına.

İktidarın açık katletme politikasına karşı, Güler Zereler’i sahiplenmeyi güçlendirmeliyiz.

Başta Tabip Odaları ve Barolar olmak üzere, tüm demokratik kitle örgütleri, hasta tutsakların katledilmesi politikasının karşısına çıkmalıdırlar.

Tutsaklara sahip çıkmak, halkın kendi geleceğine sahip çıkmasıdır. Çünkü onlar nezdinde tutsak edilen, halkın gelecek umududur. Onlar nezdinde katledilen, geleceğimizdir.

Bu, tek bir tutsağın sağlığı meselesi olmaktan çıkmıştır çoktan.

Geleceğimiz için, zulmün karşısında biz varız, halk var diyebilmek için, şimdi Güler Zere’yi daha çok sahiplenmeliyiz.

 

Halk Cephesi