Halk Cephesi

http://www.bagimsizlik-demokrasiicin-halkcephesi.com

 


Açıklama No: 11               Tarih: 13 Aralık 2009

 


DTP’Yİ KAPATAN
ANAYASA MAHKEMESİ DEĞİL,
OLİGARŞİK DİKTATÖRLÜKTÜR!


Her gün yeniden kanıtlanıyor:
Oligarşi asla Kürt sorununu çözemez
Oligarşi asla demokrasiyi getiremez

DTP’nin kapatılması, Kürt halkına karşı sürdürülen 86 yıllık ilhak, imha, asimilasyon ve baskı politikasının bir devamıdır. DTP’nin kapatılması, "hukuki" bir karar değil, oligarşinin 86 yıllık politikalarının devam ettirilmesine hizmet eden siyasi bir karardır.
Sadece son 5 ay bile, ülkemizin faşizmle yönetilen bir ülke olduğunu ve ülkemizde hak ve özgürlüklere dair her şeyin gerçekte "demokrasicilik oyunu"nun bir parçası olduğunu kanıtlamaya yeter bir süredir.
Aylardır, "Kürt açılım"ını tartıştırıyorlardı. Bakın, Kürtçe yayın yapan TRT Şeş nasıl açılmıştı; hele biraz sabredilsindi, daha neler neler olacaktı!
Devrimciler açısından "Açılım"ın anlamı açıktı. "AKP’nin Kürt Açılımı", bir ABD operasyonuydu ve bu operasyonun amacı da Kürt halkının ulusal talepli mücadele ve örgütlenmesinin TASFİYE edilmesiydi.
Aydınlardan çeşitli sol güçlere ve bizzat Kürt milliyetçi hareketine kadar çok çeşitli kesimler, AKP’nin "Kürt açılımı" politikasını yanlış değerlendirip, çeşitli beklentilere girseler de "açılım"ın esası buydu. Nitekim, gün geçtikçe bu amaç bir çok kesim tarafından daha açık görülmeye başlandı.
Daha kısa süre önce Başbakan "Dersim katliamı"ndan sözederek, güya bu konudaki tarihi geçmişin bir anlamda günahını çıkarıyordu. Ama AKP, bu konuda açıkça takiyyeci, riyakar ve istismarcıdır. 7 yıllık iktidarı boyunca ne dediği belli olmamış, döneme göre o yana, bu yana çark etmiştir. Kürt sorunu yoktur, yok sayarsanız yok olur diyen de, Dersim Katliamı diyen de onlardır. Çok hatalar yapıldı diyen de, "tek millet, tek bayrak..." şovenizmini savunan da onlardır. TRT Şeş’i açan da, Diyarbakır sokaklarında katliam düzenleyen de onlardır. Fakat sonuç olarak kesin ve açık olan şudur: AKP, Kürt sorunu konusunda, her dönem emperyalizmin ve oligarşinin çıkarları doğrultusunda davranmıştır ve öyle davranmaya devam edecektir.

Oligarşik diktatörlüğün tasfiye dayatmasına ve şovenist baskılarına karşı
tek geçerli yol; meşruluğumuzu savunarak direnmektir.

DTP’ye yönelik uzun süredir sürdürülen gözaltı ve tutuklama terörü, adeta alay edercesine İmralı’da tecrit koşullarının daha da ağırlaştırılması, her fırsatta tekrarlanan oligarşik diktatörlüğün dayatmaları, şovenist sloganlar, linç saldırıları ve nihayet DTP’nin kapatılması, en kör gözleri bile açacak bir saldırı çizgisidir.
Oligarşik diktatörlük, Kürt halkını sindirmek, Kürt halkının ulusal temeldeki silahlı silahsız, legal illegal örgütlenmelerini ya fiziki olarak, o olmazsa siyasi ve ideolojik olarak tasfiye etmek istemektedir. Başka bir deyişle, oligarşi Kürt milliyetçi hareketini ehlileştirmek, tamamen düzene biat eder hale getirmek istiyor. DTP’nin, PKK’nin uzlaşmaya açık politikalarını yeterli bulmuyor ve daha fazlasını dayatıyor.
Daha fazlası, teslimiyettir.
OLİGARŞİNİN BASKISINA, ZULMÜNE KARŞI HALK GÜÇLERİYLE DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ. Bu baskılar ve dayatmalar karşısında yapılması gereken tek şey, direnmektir. Zulme direnen herkesin yanındayız. DTP’liler ve Kürt milliyetçi hareketi, demokratik haklarından, meşruluklarından asla gerilememelidir. Atılacak her geri adım, sadece ve sadece onları cüretlendirir.
DTP’nin kapatılması kararı, oligarşinin tüm kesimlerinin tam mutabakatıyla çıkan bir karardır. AKP iktidarı, Genelkurmay, Susurlukçular, Ergenekoncular, TÜSİAD ve İslamcı sermaye, "laikçiler ve şeriatçılar", halka karşı baskıyı sürdürmekte her zaman ittifak içinde oldular. Kimse artık, oligarşi içi farklı kesimlerin arasındaki çatışmalar üzerine hiçbir beklenti ve politika inşa edilemeyeceğini görmelidir. AKP’yi "Ergenekon Davası"nı açtığı için desteklemeye, onu demokrat ilan etmeye kalkışanlar, oligarşinin sahte demokrasisinin sınırlarının nereye kadar olduğunu görmelidir.
Eğer gerçekten Kürt sorununun çözümünü istiyorsak;
Eğer gerçekten halkın hak ve özgürlüklerinin güvence altında olacağı bir demokrasi istiyorsak,
düzenin hiçbir kesimine ve hiçbir emperyalist güce güvenmeden,
emperyalizme ve işbirlikçi iktidarlara karşı bağımsızlık ve demokrasi mücadelesini yükseltmeliyiz.
Başka yol yoktur.


Halk Cephesi